Renk secimi:
Harf boyutlari: 60% 70% 80% 90%
Termal · Tatil · Avrupa · Sozluk · Kariyer · Aile · Ruya · Hikayeler · .biz
UzunHayat.Com

Sağlık sorunlarınız nedeni ile ne kadar sıklıkla hastaneye gidiyorsunuz

Oruç metabolizmayı nasıl etkiler?

Sahur ve iftarda alınan besinler, oruç tutulan saatlerde kişinin sağlık durumunu, motivasyonunu ve günlük performansını etkiliyor.

Gün boyu çalışmak zorunda olan kişilerin bulundukları ortam, çalışma şekli, giydikleri kıyafet ve uyku düzeni oruç tutma sürecini kolaylaştıran ya da zorlaştıran faktörler arasında yer alıyor.

Memorial Ataşehir Hastanesi Dahiliye Bölümü’nden Prof. Dr. Birsel Kavaklı, ağustos sıcaklarıyla birleşen oruç günlerinde dikkat edilmesi gereken konular hakkında şu bilgileri veriyor:

"Sıcak havanın etkisi ile oruç tutan kişiler sağlık açısından bazı olumsuzluklar yaşayabilmektedir. Uzun süren açlık süresi sağlıklı kişide ciddi bir sağlık problemi oluşturmasa da kişinin metabolizmasını olumsuz etkileyebilir. Bu etkileri şöyle sıralayabiliriz:

Ramazan pidesi neden sakıncalı?

Uzmanlar, kalorisi diğer ekmeklere oranla daha fazla olan ve kan şekerini hızla yükseltip düşüren Ramazan pidesini diyabet hastaları ile şişmanlara önermiyor.

Beyaz undan yapılan Ramazan pidesinin pilav gibi iştah açıcı olduğuna işaret eden beslenme ve diyet uzmanları, çabuk acıktırdığı ve tok tutmadığı için diyabet hastalarının pideden uzak durmasını öneriyor.

Orucun sağlık verici etkileri olduğunu belirten Memorial Ataşehir Hastanesi Beslenme ve Diyet Bölümü’nden Diyetisyen Şefika Aydın Selçuk, pidenin kilo aldırabileceğinin unutulmaması gerektiğini söylüyor. Kilo sorunu olanları, pide konusunda uyaran Selçuk, Ramazan ayını daha zinde geçirebilmek için nelere dikkat edilmesi gerektiği konusunda şu önerilerde bulunuyor:

Ramazanda tavuk tüketin

Prof. Dr. Yücecan, ramazan ayında sağlık için daha düşük kalori, daha az yağ ve daha az kolesterol içeren tavuk etinin tercih edilmesini önerdi.

Hacettepe Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Beslenme ve Diyetetik Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Sevinç Yücecan, tavuk etindeki proteinin, kaliteli protein kaynağı olduğunu belirterek, iftarda ağır hamur işi yiyecekler, kızartmalar, baklavalar yerine çorba, haşlanmış, ızgara veya fırında pişirilmiş et, tavuk veya hindi eti, sebze yemekleri, bol salata ve meyve yenilebileceğini ifade etti.

Yücecan, şu bilgileri verdi:

''Optimal beslenme önerilerinde önemli yeri olan tavuk eti, besin öğeleri açısından değerlendirildiğinde, dana ve koyun etinden daha düşük kalori sağlar, daha düşük yağ, daha düşük doymuş yağ ve daha az kolesterol içerir. Bu etlerin içerdiği proteinin çoğunluğu vücut proteinine dönüşebilir ve sindirilebilirliği yüzde 91-100'dür. Bu nedenle bu etlerin proteini iyi kaliteli protein kaynağı olarak nitelendirilir.

Ramazanda nasıl beslenmeli?

Uzun süre aç kalınacağı için daha çok yemek yeniliyor. Özellikle de yağlı ve kalorili yiyecekler tüketiliyor. Ancak bu durum bir takım sağlık sorunlarını da beraberinde getiriyor.

Erciyes Üniversitesi (ERÜ) Tıp Fakültesi Hastaneleri Beslenme ve Diyet Uzmanı Zeynep Caferoğlu, Ramazan ayında beslenme alışkanlıklarının önemli ölçüde değiştiğini kaydetti.

Bu ayda 3 ana öğünden oluşan günlük beslenme düzeninin, iftar ve sahur olmak üzere iki öğüne düştüğünü belirten Caferoğlu, Ramazan ayında sağlık sorunlarının oluşmasını engellemenin sanıldığı kadar zor olmadığını belirtti.

SAHURA MUTLAKA KALKILMALI
Caferoğlu, sahurun bireyleri oruca hazırlayan en önemi öğün olduğunu ifade ederek, ''uyanamama'' bahanesiyle sahurun asla atlanılmaması gerektiğini kaydetti.

Ramazanda yediklerinize dikkat edin!

Uzmanların 2 öğüne düşen beslenme düzeni ile ilgili önerilerine kulak verin.

ERCİYES Üniversitesi Hastaneleri diyet uzmanlarından Zeynep Caferoğlu, Ramazan ayında bireylerin beslenme alışkanlıklarının değiştiğine dikkat çekerek, “Üç ana öğünden oluşan günlük beslenme düzeni, iftar ve sahur olmak üzere iki öğüne düşmektedir ve bireyler uzun süre aç kalacakları için daha çok besin tüketimine, özellikle de yağlı ve kalorili yiyeceklere yönelmekteler.

Yeterli ve dengeli beslenme ihmal edilmekte, buna bağlı olarak başta kabızlık, reflü, baş dönmesi, kan şekerinde düşmeler, ağırlık artışı gibi sorunlar ortaya çıkmaktadır” dedi.

Diyetisyen Zeynep Caferoğlu, Ramazan ayında beslenme konusunda dikkat edilmesi gereken önemli noktalara dikkat çekerek, “Sahur öğünü, bireyleri oruca hazırlayan en önemli öğündür. Bu yüzden uyanamama bahanesiyle kesinlikle atlanmamalıdır.

Piyasadaki 691 ürün kanser yapıyor!

Ankara Ticaret Odası (ATO) Başkanı Sinan Aygün, 2005 yılında Avrupa Birliği’ne uyum kapsamında yayınlanan bir dizi tebliğle, çoğu Uzakdoğu menşeli 768 üründe Türk Standartları Enstitüsü (TSE) denetiminin kaldırıldığını, 1 Ocak 2006 tarihinden bu yana yüz binlerce sağlıksız ürünün Türkiye’ye girdiğini söyledi.

Sanayi ve Ticaret Bakanlığı’nın piyasa denetim faaliyetleri sonucunda kanserojen olduğu tespit edilen 77 ürünün toplatılmasına karar verilmişti. Ancak Aygün, bu ürünlerin yanı sıra piyasada bulunan 691 ürünün de tehlike saçtığını söyledi.

"TOPLATMAK ZOR, ÜRÜNLER AÇIKLANSIN"
Denetimsiz ithalatın başladığı 1 Ocak 2006 tarihinden itibaren Türkiye’ye gemiler ve TIR’lar dolusu tehlikeli mal geldiğini ve bunların vatandaşlar tarafından kullandığını vurgulayan Aygün, kanserojen olduğu tespit edilen 77 ürünün açıklanması gerektiğinin altını çizerek, şunları söyledi:

Bitkisel ilaç yönetmeliği yolda

Bitkisel ilaçlarla insanların tedavi edilebileceğini söyleyen Sağlık Bakanı Akdağ, bu konuyla ilgili bir yönetmelik yayımlanacağını açıkladı.

Sağlık Bakanı Recep Akdağ, bitkisel ilaçlarla tedavi konusunda önemli çalışmalar yaptıklarını belirterek, yakında bununla ilgili bir yönetmelik yayımlayacaklarını açıkladı.

Erzurum'un Oltu ilçesinde gezi ve incelemelerini sürdüren Bakan Akdağ, bir gazetecinin sorusu üzerine yaptığı açıklamada, bitkisel ilaçlarla insanların tedavi edilebileceğini, ancak bunun belirli çerçeve ve düzen içerisinde yapılması gerektiğini ifade etti.

Bitkisel ilaçlı tedavide, insanların ihtiyaçlarının istismar edilmemesi gerektiğini ifade eden Akdağ, ''İnsanların samimi duygularının, ihtiyaçlarının sömürülmesi, bir toplumda en kötü iştir. Bitkisel ilaçlarla tedavi konusunda önemli çalışmalar yaptık. Yakında bir yönetmelik de yayınlıyoruz.

"EYYAM-I BAHUR" kabus gibi başladı

KUZEYİNDEN güneyine, doğusundan batısına kavrulan Türkiye, tarihinin en sıcak haftasına giriyor. “Eyyâm-ı bâhur.” 31 Temmuz ile 7 Ağustos arasında, sıcaklıkların maksimum seviyeye çıktığı, yılın en sıcak günlerinin yaşandığı döneme, halk arasında “Eyyâm-ı bâhur” deniliyor. Avrupa yağışları Meteroloji Mühendisleri Odası Genel Sekreteri Yüksel Yağan, “Bu yıl ağustos ortalamasının 2 derece fazla olması beklenirken şu anda 5 derece üzerinde seyrediyor” dedi. Hava sıcaklıklarının normallerin çok üstüne çıkmasının bir nedeninin de Avrupa’daki yağışlar olduğunu anlatan Yağan, Türkiye’nin bu dönemde Basra alçak basıncının etkisinde olduğunu ve bunun sıcaklığı artırdığını söyledi.

Havalar, Ağustos 15’ten sonra normallere dönecek. Yağan, eyyâm-ı bâhur döneminde yer seviyesindeki ozon miktarının da arttığına dikkat çekerek, astım ve göğüs hastalığı olanların sokağa çıkmaması gerektiği konusunda uyardı. İnsanların bu dönemde dikkatli olması gerektiğini belirten Yağan, “Yüksek sıcaklıkların olduğu bu günlerde trafikteki araçların etkisiyle karbonmonoksit gazı katalizör etkisi gösteriyor ve yer seviyesindeki ozon miktarını artıyor” dedi.

D vitamini eksikliğinde artış

Endokrinoloji Uzmanı Dr. Erdal Duman, vücudun en önemli vitaminlerinden, kandaki kalsiyum düzeyini ayarlayan temel maddelerden biri olan D vitamini eksikliği görülme sıklığının son birkaç yılda büyük artış gösterdiğini söyledi.

Uz.Dr. Duman, “Bu vitaminin yapımı için gerekli güneş ışınlarından uzak kalmanın başta kemik ağrısı, kemik erimesi gibi D vitamini eksikliğinin yol açtığı hastalıklar ortaya çıkıyor. D vitamini eksikliği artık hipertansiyon, diyabet gibi çağın hastalıklarından biri oldu” dedi.

Uz.Dr. Duman, D vitaminin sadece çocukluk değil yetişkin çağda da gerekli bir vitamin olduğunu vurguladı. D vitamininin kandaki kalsiyum ve fosfor düzeyini dengelediğini, bağırsaklardan kalsiyum emilimini sağladığını belirten Uz. Dr. duman, “D vitamini kemik yapımını sağlar.

En sık görülen baş ağrısı

Gerilim tipi baş ağrısı en sık görülen baş ağrısı tipi. Çoğu zaman migren sanılan bu baş ağrısı bir hastalığın belirtisi olabilir.

Ümraniye Hisar Intercontinental Hospital'dan Prof. Dr. Safiye Bilgin, gerilim tipi baş ağrısının en sık görülen baş ağrısı tipi olduğunu belirterek, “Hastalar genelde bu ağrılarının migren olduğunu düşünürler. Migren ile gerilim ağrısının bazı farklılıkları vardır. Migrenli hasta sessiz bir yerde yatmak ister, gerilim ağrısı olanlar ise gezmek ve dolaşmak isterler” dedi.

Prof. Dr. Bilgin, yaptığı yazılı açıklamada, baş ağrısı olduğunda mutlaka doktora başvurulması gerektiğini dile getirerek, ağrının bir hastalığın belirtisi olduğunu, bu ağrıların sebebinin ortaya konulması ve tedavi edilmesi gerektiğini kaydetti.

Ayak kokusu kabusunuz olmasın!

İnsan psikolojisini bozan sağlık sorunlarının başında gelen ayak kokusu, kişilerin çevresel ilişkilerini değiştirmeye yol açan bir probleme dönüşebiliyor…

Hisar Intercontinental Hospital Dermatoloji Kliniği'nden Dr. Burçak Bozdemir Aral, yaz aylarının korkulu rüyası ayak kokusu hakkında açıklamalarda bulundu:

Ayak kokusu; insanların ayaklarını etkileyen bir vücut kokusu tipidir. Ayak kokusu birkaç saatte özellikle yeterli havalandırma olmayan çorap ve ayakkabılardan meydana gelir.. İnsan ayağı ter bezleriyle kaplıdır. Bu terleme ve sıcaklık artışı, devamlı ıslaklığa bağlı cildin kabarması tahriş olması sonucu sürekli çoğalan bakteriler ve mantarlar (fungiler) için ideal şartları sağlamaktadır.

Sürekli yorgun ve halsizseniz dikkat!

Sürekli yorgun ve halsiz misiniz, yoksa kolay mı üşüyorsunuz? Çarpıntı ve nefes darlığınız da mı var? Aman dikkat!

Demir eksikliği ülkemizde sık rastlanan bir sağlık sorun. Yaklaşık her 100 kişiden 40’ında bu soruna rastlanıyor. Demir eksikliğine bağlı olarak kansızlık gelişiyor. Kansızlık ise pek çok yeni soruna zemin hazırlıyor.

Kadınlarda demirin vücuttan kaybolmasına yol açan en önemli nedenler arasında adet kanamaları, sık doğumlar, demirden fakir beslenmek, aşırı çay-kahve tüketmek, uzun süren ishaller, kronik enfeksiyonlar, barsak parazitleri, reflü, özefajit gibi mide hastalıkları yer alıyor.

Demir eksikliği bebek ve çocuklarda görülürse, büyüme-gelişmede geriliklere, hastalıklara yakalanma sıklığında artışa, algılama ve öğrenme geriliklerine ve okulda başarının düşmesine yol açıyor. Çocuklarda yanlış beslenme, besinlerle ihtiyaç olan demirin yeterince alınmaması, erken dönemde inek sütüne başlama ve çok fazla inek sütü alımı nedeniyle kansızlık artıyor.

Kalp krizi sinyali ağızda başlıyor

Araştırmalar, 45-55 yaşları arasında kalp krizi geçiren erkeklerin yüzde 60 ile 70'inde diş eti problemi olduğunu gösteriyor.

Yavaş ilerleyen ve çoğunlukla belirti vermeyen diş ve diş eti enfeksiyonlarının, önemli sistemik hastalıklara neden olduğunu belirten Diş Eti Hastalıkları Uzmanı Dr. Dt. Sibel Öznur Örsal, diş enfeksiyonlarından özellikle kalp ve böbreklerin etkilendiğini söyledi.

Diş eti enfeksiyonlarının düşük ve düşük kilolu doğumla da ilişkili olduğunu vurgulayan Örsal, diş sağlığı ile sistemik hastalıklar arasında nasıl bir bağ olduğunu şöyle anlattı:

"Dişteki enfeksiyon kan dolaşımı ile vücut geneline yayılır ve özellikle de kalp ile üriner sistemde problemlere neden olur. Son 10 yıldır ABD'de yapılan çalişmalarda, kalp krizi geçiren erkeklerin kalp dokusundan alınan kesitlerde, diş eti hastalığına neden olan gingivalis bakterisine rastlanmıştır.

Anket

İçeriği paylaş