try another color:
try another fontsize: 60% 70% 80% 90%
UzunHayat.Com

Beden dili

warning: Creating default object from empty value in /home/hayat/domains/uzunhayat.net/public_html/modules/taxonomy/taxonomy.pages.inc on line 33.

Uyuyakaldım demeyin!

Günlük uyku ihtiyacımızı genetik şifremiz belirler ve
hayatımızın yaklaşık yüzde 33′ünü uyuyarak geçiririz. Ancak bazı
insanlar çeşitli sebeplerden dolayı uyku sorunu çekiyor ve bunun
sonucunda hiç de hafife alınmayacak fiziksel ve psikolojik sorunlar
yaşayabiliyorlar. Uyku bozuklukları ile ilgili hastalıkların tanı ve
tedavisiyle ilgilenen kuruluşlar ise gelen talepler sonucunda son
yıllarda büyük bir artış gösterdi.

Çevrenizdekiler çok şiddetli horladığınızı mı
söylüyor? Sabahları yorgun mu uyanıyorsunuz? Gündüzleri bitkin kalarak
uyukluyor musunuz? Uykuda solunum duraklamaları (uyku apnesi) sorununuz
olabilir. Apne kelimesi Yunanca’da “soluksuz kalmak” anlamına gelir.
Uyku apnesi erkeklerde kadınlardan 2 kat daha sıktır ve daha çok orta
yaş üzerindeki erişkinlerde görülür.

Yorgunluk Sizden Korksun!

Son zamanlarda kendinizi daha yorgun ve vücudunuzda daha fazla ağrı hissediyorsanız, vücudunuzu yeniden canlandırıp harekete geçirecek birkaç ipucu..

Bugünlerde her zaman yaptığınız işler sizi her zamankinden daha fazla mı yoruyor? 'Hangi vitamini alsam da eski canlılığıma kavuşsam' diye mi düşünüyorsunuz?

Alacağınız küçük önlemlerle yorgunluk sorunundan kurtulmanızı sağlayacak yolları işin uzmanları gösteriyor. Banyonuzun ısısından günde içeceğiniz su miktarına, menünüzden seçeceğiniz spora kadar küçük ama etkili önlemler alarak yorgunluktan kurtulmanız mümkün.

Sabahları yataktan yorgun argın kalkanlar dikkat: Hareket miktarınız arttıkça yorgunluğunuz azalacak. Prof. Dr. Ayşen Yücel'e göre hareketsiz yaşamlar yorgunluğu davet ediyor.

Anadolu Sağlık Merkezi'nden Prof. Dr. Ayşen Yücel, yorgunlukla ilgili sorduğumuz soruları yanıtladı.

EN ÇOK YORULAN ASLINDA EN AZ ÇALIŞANDIR

* Neden bazı dönemlerde daha çok yoruluruz?

Bırakın Mikroplarla Tanışalım

Bu günün çok temiz dünyası acaba bizi hasta mı ediyor? Howard Huges 1976'da ölmüş Amerikalı bir sanayicidir. 1958 yazında Howard'ın mikrop fobisi kendisini Bewerly Hills Oteli"nin bir odasına kapatmasına yol açar. Bu Teksaslı milyarder zamanının çoğunu "'mikropsuz bölge" diye adlandırdığı odasının bir bölümünde geçirir. Hiçbir şeye çıplak elle dokunmaz. Nesnelerle elinin arasını mutlaka bir mendil ayırır. Hattâ bu şahıs bir konserveyi açmanın en hijyenik yollarını anlatan üç sayfalık bir not bile hazırlamıştır. Howard'ınki kadar olmasa da çevremizde böyle temizlik hastaları ile karşılaşırız.

Bu konuda en aşırıya gidenlerin tipik özellikleri Howard gibi eşya ile teması kesmek, mecbur kalındığında ise mendil kullanmaktır. Yine bu tip kişiler hiç kimseyle tokalaşmazlar, başkasının pişirdiği yemeği asla yemezler, camide başlarının geldiği yeri mendilleri ile örterler. Ayrıca bu insanlar bulundukları yerlerin su kaynaklarını dahi tehdit ederler, zira bunlar su ile yaptıkları temizliklerini nerede bitireceklerine bir türlü karar veremezler. Örneğin banyoda bir tanker civarında su kullansalar bile yine de tam temizlendiklerine kanaat getirmezler. Bu çeşit temizlik hastalığının bir başka versiyonu da özellikle Türkiye'de ev hanımlarında karşımıza çıkmaktadır. Bunlar kendi kendilerince "mutlak doğrulaştırdıkları" periyotlarla belli ev temizliklerini yapmakla kendilerini mükellef sayarlar.

Ya Terlemeseydik!

Sıcak bir günde hızlı yürüme sebebiyle kan ter içinde kalan ve elbiselerini değiştirme imkânı bulamayan bir insan, terlemeyi eziyet gibi görebilir. Hâlbuki terleme, Cenab-ı Hakk’ın rahmetinin tecellilerinden biridir. Vücuda yerleştirilmiş olan terleme mekanizması, hayatiyetin sıhhatli bir şekilde devam ettirilebilmesi için oldukça önemli vazifeler görür.

Deri; iç ve dıştan gelebilecek her türlü uyarıya cevap verebilecek kabiliyette yaratılmış, en fazla hücre ihtiva eden organlardan biridir. Ayrıca hayvanlar da kendilerine has doku hususiyeti ve ihtiva ettiği koku, yağ, sümüksü madde (mukus), zehir ve ter bezleri gibi gerektiğinde salgıları ile vücudu koruyan birçok beze sahiptir.

Ter bezleri, memelilere hastır. Yani omurgasız hayvanlarda, balık, kurbağa, sürüngen ve kuşlarda ter bezleri bulunmaz. Memelilerde ter bezlerinin konumu ve sayısı türlere göre farklılık arz eder. Meselâ kedi ve köpeklerde bu bezler sadece ayak tabanlarında bulunur. Bu yüzden köpekler, sıcak havalarda veya vücutları aşırı ısındığında hararetlerini dillerini sarkıtarak dışarı atar. Balina ve yunus gibi suda yaşayan memelilerde ter bezi yoktur. Hayatlarının büyük bölümünü suda geçiren su aygırlarında, ter bezi sadece başın üst kısmında bulunur. Fillerde ise ter bezi bulunmaz. Genellikle sıcak bölgelerde yaşayan bu hayvanlar, bu yüzden vücutlarını serinletmek için kulaklarını devamlı sallar. Bu, fillerin cüsselerine nispetle küçük kulaklarla vücutlarını yelpazeleyip soğuttuğu mânâsına gelmez.

Vücudun Erken Uyarı Sistemi: Ağrı Duyusu

Kompleks makineler, çalışması sırasında arıza ve tehlikeleri haber veren .çeşitli ikaz sistemleriyle donatılmıştır. Bu sistemler, bazen bir ses sinyali, bazen de yanıp sönen bir ışıkla uyarı görevini yapar. Bu sayede o makineyi kullanan kimse, bir arıza olduğunu veya tehlikeli bir durumla karşı karşıya kaldığını anlar. Makineyi durdurur ve arızayı gidermenin yollarını arar. Kompleks sistemlerdeki tehlike ve arızaların önceden haber alınması daha da önemlidir. Çünkü basit bir makinenin bir parçasında meydana gelen bir bozukluğu tamir etmek kolaydır. Ancak çok kompleks makinelerdeki küçük bir arıza bile tamiri imkânsız tahribatlara yol açabilir. Amerikalıların bin bir emek ve masrafla yaptıkları ve gururlanarak “meydan okuyan” manasına gelen “Challenger” adını verdikleri uzay mekiği, ufak bir parçasında imalat sırasında yapılan hatadan dolayı fırlatıldıktan kısa bir süre sonra havada infilak etmiş ve adeta “gururlanma insanoğlu” dedirtmişti.

İnsan vücudu için, “canlı organizmaların en muhteşemidir” denebilir. En mükemmel bir sistem olan insan vücudunda meydana gelen rahatsızlıkların hepsi olmasa bile çoğu ağrıya sebep olur. İnsan bu sayede vücudunda bir arıza baş gösterdiğini anlar ve tedavi çarelerini arar. Değişik hastalıkların teşhisi büyük ölçüde ağrının çeşitli özellikleri hakkında doktorun bilgisine dayanır. Hiç kimse ağrıyı sevmez ve herkes bir an önce ağrıdan kurtulmanın çaresini arar. Böylece ağrı vücut için koruyucu bir mekanizma haline gelir. Herhangi bir doku zarar gördüğü zaman ağrıya sebep olur. Aslında uzun süre sert bir sandalyede oturmak gibi basit bir olayda bile, vücudun ağırlığı altındaki deride kan dolaşımının bozulmasıyla, doku harabiyeti oluşabilir. Dokunun kansız kalması sebebiyle, kişi farkına varmadan ağırlığını başka yana kaydırır. Ancak omurilik zedelenmesi gibi bir sebeple ağrı duyusunu kaybeden kişi, ağrıyı hissedemediği için ağırlık noktasını kaydıramaz. Bu durumdaki bir hastayı zaman zaman hareket ettirmek gibi özel tedbirler alınmazsa, sonuçta basınç altında kalan bölgelerde derin yaralar oluşur. Bir kısım insanlarda, doku harabiyeti olmadan da psikolojik kaynaklı ağrılar meydana gelebilir.

Hikmetli Salgı Tükürük

Vücudun hayatiyetinin devam ettirebilmesinde vazifeli iç ve dış salgı bezlerinde her gün yüzlerce kimyevî madde üretilmekte ve bu maddeler ihtiyaca göre vücudun çeşitli yerlerine dağıtılmaktadır. Vücuda giren zararlı maddelere karşı vücudu koruma, faydalı olanları vücuda kazandırma ve atık maddeleri bünyeden uzaklaştırma bu salgıların fonksiyonları arasında yer alır.

Tükürük hangi bezlerden salgılanır?

Büyük bölümü sindirim sistemine yerleştirilmiş olan dış salgı bezlerinin en mühim vazifesi, salgılarıyla besinlerin sindirimine yardımcı olmaktır. Meselâ ağızdaki sindirim, tükürük salgıları vasıtasıyla gerçekleştirilir.

Tükürük bezlerinin gelişimi, anne karnında birinci veya ikinci aylarda başlatılmakta ve doğuma kadar sürdürülmektedir. Tükürük, kulak altı tükürük bezi (parotis bezi), çene altı tükürük bezi (submandibular bez) ve dil altı tükürük bezi (sublingual bez) başta olmak üzere, ağız ve yutaktaki mukozada bulunan 700-1.000 civarındaki küçük tükürük bezinden salgılatılmaktadır. Tükürük bezlerinin en büyüğü ve kulağın alt tarafına yerleştirilmiş olan parotis bezi, kabakulakta şişer. Bu bez, 6 cm uzunluğundaki kanalıyla (stenon) üstteki ikinci öğütücü diş hizasından ağız boşluğuna açılır. Çene kemiğinin altına yerleştirilmiş olan submandibular bez, kanalı (wharton) vasıtasıyla dilin altından ağız tabanına açılır. Ağız tabanı mukozasının altında bulunan sublingual bez ise, 7-12 adet kanalcığı ile ayrı ayrı mukozaya açılır.

Yorgunluğun 7 farklı nedeni

Sağlığınıza dikkat ediyor ama yine de kendinizi yorgun hissetmekten kurtulamıyor musunuz?

Kansızlık

Üretkenlik çağınızda iseniz ve özellikle adet dönemleriniz uzun sürüyorsa, miyomlarınız varsa ya da yakın zaman önce doğum yaptıysanız, bunlara bağlı kan kaybı nedeniyle kadınlarda yorgunluğun birinci nedeni olan anemi gelişmiş olabilir. Kanamalar sonucunda kanda oksijeni taşıyan alyuvarlardaki demirden zengin bir protein olan hemoglobin miktarı azalır. Dokular ve organlar yeterince oksijen almayınca bunun sonucu yorgunluktur. Kansızlığın diğer nedenleri iç kanama veya demir, folik asit ya da vitamin B12 eksikliği olabilir. Böbrek hastalığı gibi kronik hastalıklar da kansızlığa neden olabilir. Baş dönmesi, solukluk, üşüme hissi, kalp atımında hızlanma kansızlığın diğer belirtileridir.

Kansızlığın tanısı için doktorunuz bir kan testi isteyecektir. Eğer sebep demir eksikliği ise demir takviyesi gibi kansızlığın nedenine yönelik tedavi uygulanır. Etkili tedaviyle yorgunluk, en geç 30 günde geçecektir.

Hipotiroid

Genel olarak enerji düzeyiniz hep düşükse, kendinizi tükenmiş ve hattâ biraz depresyonda gibi hissediyorsanız bunların sebebi yavaş çalışan tiroid bezi olabilir. Tiroid bezi vücudun enerji metabolizmasını kontrol eder. Kadınlarda sanıldığından çok daha yaygın olan tiroid bozukluğu T3 ve T4 gibi tiroid hormonlarının düzeyinin saptanmasıyla teşhis edilebilir. Bu hormonlar düşükse dışarıdan hormon takviyesi yapıldığında yorgunluk şikâyetiniz kısa zamanda geçecektir.

Yoksa Siz SOSYAL FOBİK misiniz?!

Sosyal fobi’ yi, temel özelliği başka insanların da bulunduğu ortamlarda aşırı heyecan duymak olan bir hastalık olarak tanımlıyor uzmanlar.

Çevrede başka kişi veya kişiler, özellikle de yabancı kişiler, sosyal fobi hastasının şiddetli bir kaygı, sıkıntı, huzursuzluk ve utangaçlık duymasına yol açıyor. Bu durumda sosyal fobik şu tepkilerin bir kısmını veya tamamını gösteriyor:

Yüz kızarması

Ses titremesi

Konuşamayacağı, tutulup kalacağı duygusu

El titremesi

Göz okuma ustalığı

SİZDEN BİR ŞEY Mİ GİZLENİYOR ?:

Birisi dürüst değilse veya bir şeyler gizliyorsa bakışları bizimkilerle toplam zamanın üçte birinden daha az oranda karşılaşacaktır.

HAYRAN MI SALDIRGAN MI ? :

Bakışlarınız, karşınızdakinin bakışlarıyla toplam zamanın üçte ikisinden daha uzun süreyle karşılayıyorsa, bunun anlamı şunlardan biridir; birincisi sizi çok ilginç veya çekici buluyordur; ikincisi de size karşı saldırgan bir tavrı vardır.

SESSİZCE MEYDAN OKUYANLAR:

Sözsüz iletişimin incelikleri!

Sözsüz iletişimin incelikleri!

İletişimde yepyeni bir boyut keşfedildi: Vücut Dili! Bilim adamları, sesin, jest ve mimiklerin, tavırsal iletişim de sözden çok daha etkili olduğunu söylüyorlar. Artık bu dili siz de kullanabilirsiniz. Böylece başkalarını yalnız sözlerinizle değil, vücut dilinizle de etkileyecek, söylenenlerden değil, söylenmek istenilenlerden haberdar olacaksınız.”

BEDEN DİLİ

İnsanlar konuşarak anlaşmayı geliştirmeden önce, beden dilleriyle anlaşırlardı. Beden dili insanların ilk anlaşma aracı ve ilk dili olmuştur. Bedenleri dili aracılığıyla insanlar duygularını, düşüncelerini, isteklerini, ihtiyaçlarını ve ruhsal zenginliklerini başka insanlarla paylaşmışlardır.

Anket

Sağlık sorunlarınız nedeni ile ne kadar sıklıkla hastaneye gidiyorsunuz:

Son yorumlar

İçeriği paylaş