try another color:
try another fontsize: 60% 70% 80% 90%
UzunHayat.Com

Suya bakarken Müslüman olan profesör

Hidroloji (su ile ilgili bilim) sahasında Japon uyruklu sahasının söz sahibi profesör bir âlim var. Çalışmaları neticesinde Müslüman olmuş bir âlim, faziletli insan.

Bu zat bir hidrolog, suyu araştıran bir adam.

Suyun içinde çok nimetler var. Saymaya kalkın bu nimetleri; “sayamazsınız” diyor yüce Rabbimiz.

Japonya’da dünyanın en kıymetli bir ekmeği var. Japonlar yapıyor bu ekmeği. Ekmeğin % 20’si protein (yani et), % 80’ninde diğer maddeler olan bir ekmek. Bu ekmek, dünyanın en kıymetli ekmeği. “Deniz yosunu”ndan yapıyorlar.

Denizlerdeki yiyecekler topraktan daha fazla yeterlidir. Deniz mahsulleri, deniz mamulleri deniyor bunlara.

İlim adamları okyanuslarda 800 metreye indiklerinde birtakım balıklara rastlamışlar. O balıkların kafalarında 800 volt ışık saçan lâmbalar var. Etrafa ışık saçıyorlar. Lambalı balıklar.

Şu görülüyor: Denizlerdeki mahlukat dünya nüfusunun 1,5 kat daha fazlasını doyuracak gıda taşıyor. Bilineni bu kadar, hakikatı Allah (c.c.) bilir.

Bu Japon profesör, sular hakkında çalışmalar yapıyor. Ayrıca, daha önce bu konuda söylenen sözleri de toparlıyor. “Çeşitli milletler su konusunda ne demişler?” diyor. Araştırıyor, inceliyor, çalışmalarını kayda geçiriyor. Milletlerin dediklerinde sıra Araplara gelince âlemlere rahmet Hz. Muhammed (s.a.v.)’in şu sözüyle karşılaşıyor.

“Güneşte ısınmış su ile abdest ve gusül almayın...”

Bu ifade profesörü hayrete düşürüyor. Bu zat, böyle bir suyun daha tabii, daha kıymetli olması lâzım, diyor.

“Neden Muhammed böyle bir kayıt koymuş” diye. Adamı merak sarıyor. Güneşte ısınmış suyu araştırmaya başlıyor.

Normal gölgede bulunan bir suyu inceliyor; anormal bir şey bulamıyor.

Güneşte ısınan suyu alıp mikroskobun altında inceliyor, bakıyor ki, o suyun içinde güneşteki ultraviyole ışınlarının meydana getirdiği milyonlarca bakterilerin oluşturduğu canlılar fıkır fıkır kaynaşıyor. Yeni doğmuş çocuğa güneşte ısınan sudan 10 çay kaşığı içiriyor. Bu suyu içen bebeğin kan dolaşımı bozuluyor ve sapsarı bir hâl alıyor.

Bu manzara karşısında Japon profesör şaşırıp kalıyor.

Diyor ki:

Çölün ortasında Muhammed nasıl olur 150 milyon kilometre mesafeden gelen güneş ışınlarının canlılık taşıdığını ve bu canlı mahlukatın, bakterilerini nereden bilir? Bunun bir kaynağı vardır diye düşüyor peşine; Hz. Allah’ı buluyor. Müslüman oluyor.

Adam akıllı adammış. Aradığını bulan bulunca da hakikata teslim olmasını bilen adam. Bizdeki kalın kafalı, inat, düşmanlığında dayatmacı, körükörüne saplantılı profesör ama cahil kalmışlar gibi değil. Arayan, soran, araştıran, neden ve niçinleri üzerinde duran işin öbür ucunda Allah’ın güç ve kudretini sezen -sonunda teslim olunması gerekene teslim olan kişi ilim adamlığı vasfı olan kişidir. İlim adamı yaftalı film adamları bu sonuca erişemez. Üniversitelerimizin acınacak hâli de böylelerinin marifetidir. Allah (c.c.) böylelerinin şerrinden bu milleti insanlarımızı ve insanlığı korusun ve kurtarsın... diye duâ edelim...

Su içmenin önemi kadar banyo yapmanın da önemi vardır. Su içmek, yemeklerde ve içeceklerde kullanmak, temizlik yapmak, yıkanmak ve paklanmak için hep su gerekli. Zor ve yorucu bir günün sonunda alınanbanyonun yorgun bedene pek çok faydası vardır. Vücudun gevşeyip rahatlamasına vesile olur. Su sayesinde beden, bütün katı maddelerden tecrid olunur.

Vücut suyun ısısına bağlı olarak ısınır, damarlar genişler. Kan dolaşımı hızlanır. Su insanın ağırlığını azalttığı için omurgaya binen yük azalır. Omurga kemiklerinin arası açılır. Su basıncının da yardımıyla mafsallar rahatlar.

Ayrıca su, vücudun elektriğini de alır. Böylece hem psikolojik hem de fizyolojik rahatlama sağlar.

Su, işte bu derece hayatımızın olmazsa olmazlarındandır. Allah (c.c.), suyumuzu ve soyumuzu bereketlendirsin...

Anket

Sağlık sorunlarınız nedeni ile ne kadar sıklıkla hastaneye gidiyorsunuz:

Son yorumlar