try another color:
try another fontsize: 60% 70% 80% 90%
UzunHayat.Com

tedavi

warning: Creating default object from empty value in /home/hayat/domains/uzunhayat.net/public_html/modules/taxonomy/taxonomy.pages.inc on line 33.

İlaç Alerjileri ve Tedavi Süreci

İlaç Alerjileri

Hastalıkların tanı ve tedavileri için ardarda geliştirilen ilaçlarla birlikte bunlarla oluşan alerjik reaksiyonların da görülme sıklığında artış olmuştur.

İlaçların çoğu kendi başına alerjik etkil olmayıp vücuda girdiğinde bir takım proteinlerle birleşip allerjik etkinlik kazanırlar. Bunun dışında bir çok ilaçta kullanılan boya ve koruyucu maddeler de alerjik reaksiyondan sorumlu olabilir.

Aslında sık görülen reaksiyonlar değildirler. Örneğin Amerikada 36 653 hastada yapılan bir araştırmada % 1.67 oranında ilaç yan etkisi saptanmışken, bunların sadece % 10’ u ilaç alerjisidir. Yine tüm bu hastaların sadece 8 tanesinde alerjik reaksiyon hayatı tehtid edici tarzda bulunmuş.

İlaçlarla Oluşan Tüm Reaksiyonlar Alerjik midir?

Kaplıca Tedavisi nedir?

Kaplıca Tedavisi Nedir ?

Sıcak, madensel yeraltı sularının tedavi edici etkilerden banyo veya kısmi banyo şeklinde yararlanılmasına Kaplıca Tedavisi veya BALNEOTERAPİ denir.

Kaplıca Tedavisinin Amacı Nedir ?

Vücut direncini artırmak,

Genel durumu düzeltmek,

Hastanın şikayetlerini azaltmak,

Hastanın bulgularını ortadan kaldırmak,

Kalıcı hasarları önlemek.

Madensel Sular Nasıl Oluşur ?

Madensel sular derinlere sızan yer üstü sularının ve/veya derinlerde oluşan suların yeryüzüne çıkması ile oluşur. Bu sular yollarına çıkan mineralleri, tuzları, gazları ve radyoaktif maddeleri eriterek bünyelerine katar, bazen de ısınarak yeryüzüne çıkarlar.

Kaplıcanın Etkinliği Hangi Faktörlerle İlgilidir ?

Suyun sıcaklığı,

İçerdiği kimyasal maddeler,

Kaynak bölgesinde bulunan mikroskobik organizmalar,

Havadaki nem oranı,

Havanın sıcaklığı,

Atmosfer basıncı,

Rüzgar...

Kas-İskelet Sistemi Hastalıklarında Kaplıcanın Yeri Nedir ?

Kas-İskelet sistemi hastalıklarında temel tedavi yöntemleri :

İstirahat

Bitkisel Tedavi

Hastalıklara karşı şifalı bitkilerden oluşan reçeteler:

Sinus pilonoidalis (Pilonoidal sinüs)

Sakral sinüs olarak da adlandırılan pilonoidal sinüs, kuyruk sokumu bölgesinde meydana gelir ve küçük bir çukur veya geniş bir açıklık şeklinde gözlenebilir.

Pilonoidal sinüslerin çoğunluğu doğuştan itibaren vardır ve zararsız küçük bir çukur şeklinde farkedilmeden durabilir. Bu çukurluklar bazılarında fazla miktarda kıl içerebilir. Pilonoidal sinüsler aynı zamanda derin bir kanala dönüşebilirler, bu durumda bu kanal içerisinde kıl olan bir sinüs meydana gelebilir. Kanal şeklindeki sinüsler mikropla enfekte olabilir ve akıntı oluşabilir. Çok nadir olarak bu kanal ilerleyerek omuriliğe ulaşabilir.

Ergenlik döneminde pilonoidal çukur veya kanalcıklar enfekte olarak kist şeklinde bir yapı meydana getirebilirler buna pilonoidal kist veya sakral kist adı verilir. İşte böyle durumlarda o bölgede tekrar tekrar enfeksiyon gelişmesini engellemek için cerrahi olarak ya o bölge tamamen çıkarılır ya da kist boşaltılır.

Nedenleri

- Doğuştan pilonoidal sinüs olması

- ciltte doğuştan kanal şeklinde sinüs bulunması

Evde Yapabilecekleriniz

Zona

Etkeni varicella zoster virüsü olan bir enfeksiyon hastalığıdır. Virüsün, omurilik arka köklerine yerleştiği ve bir nedenle aktif hale geçerek, belirtileri ortaya çıkardığı kabul edilmektedir. Virüs yıllar boyunca hiç bir belirti ortaya çıkarmadan sessizce kalabilir.

Belirti ve Bulgular
Meydana gelen şikayetler, hangi sinirin kökünün etkilendiğine bağlıdır. Etkilenen sinirin yayıldığı bölgede bazen kaşıntı ile başlayan ve hafif ağrı yapan bazen de çok şiddetli ağrı meydana getiren (kozalji tipinde yanıcı ağrılar) kabarcıklar görülür.
Bu kabarcıklar genelde küçük gruplar halinde (3-5 tane bir arada) bulunur.

Bazen çok sayıda kabarcık bulunurken, bazen de az sayıda kabarcık bulunur.

En sık olarak kaburgalar arası sinirler tutulur.
Kabarcıklar vücudun bir yarısında kalır, orta hattı geçmez. Genelde 1-3 haftada kabarcıklar kaybolur, ancak kabarcıkların yerinde hafif koyu renkli lekeler kalır. Bu lekelere bastırınca, birkaç dakika süren şiddetli ağrılar meydana gelir. Bu ağrılar aylarca veya yıllarca sürebilir (bu duruma post-herpetik nevralji adı verilir).

Vitiligo

Vitiligo, hemen her yaşta ortaya çıkabilen, doğumsal olmayan, sınırları net, parçalı, renksiz (açık renkli) alanlarla karakterize bir cilt hastalığıdır. Açık rekli alanın çevresinde genelde renk artışı vardır. Renk açıklığının olduğu bölgedeki kıllarda da renk kaybı meydana gelebilir. Her 100 kişiden birinde bu hastalığın olduğu düşünülmektedir.

Koyu tenli kişilerde daha belirgindir. Vitiligo nun nedeni tam bilinmemekle beraber pigment üreten hücrelerin (melanosit) kaybına bağlı olarak meydana geldiği düşünülmektedir. Bu hücrelerin hasara uğramasında da kişinin kendi bağışıklık siteminin etkili olduğu ileri sürülmektedir.

Doğuştan olmamakla birlikte bazı ailelerde sık görülmesi, genetik yatkınlık olduğunu düşündürmektedir.

En sık etkilenen bölgeler boyun, el sırtları ve cinsel organlardır (testis). Küçük lekeler halinde başlar, daha sonra bunlar büyüyerek veya birleşerek, klasik görüntüyü meydana getirirler.

Sadece muayene edilerek tanı konabilir.

Toksik eritem

Normal zamanında doğmuş bebeklerin takriben yüzde 50 si (prematüre bebeklerde daha az) doğumdan 1 ila 3 gün sonra toksik eritem geliştirirler. Genellikle yüzde, karın bölgesinde ve kol ve bacaklarda meydana gelir ve pire ısırığını andırır. Nedeni bilinmemektedir. Döküntüleri zararsızdır ve hiçbir tedavi gerektirmez; genellikle birkaç gün içinde geçer.

Belirtiler: Kırmızı bir yüzey üzerinde kendini beyaz sivilceler ya da kabarcıklarla beli eden bir döküntü.

Pamukçuk

Belirtiler

- Bebeğin ağzında, ağzının içinde ve çevresinde süte benzer ince bir tabaka.

Pamukçuk, ağızda meydana gelen hafif bir mantar enfeksiyonudur; yanakların iç tarafına, dilin üzerine ve ağzın tavanına sürülmüş beyazımsı lekelere benzer. Eğer beyaz leke kazınırsa, altında deri yanmış gibi görünür ve kanaya-bilir. Pamukluk, sağlıklı yeni doğmuş bebeklerde meydana gelir.

Teşhis

Şankroid (Yumuşak şankr, Ulcus molle)

Etken: Haemophilus ducreyi’dir.

Epidemiyoloji: Geri kalmış toplumlarda oldukça sık karşılaşılan bir cinsel temasla bulaşan hastalıktır.

Çoğunlukla erkekleri, nadiren de kadınları tutmaktadır.

Hastalık tabloları: Genital bölgede bulunan bütünlüğü bozulmuş cilt ve mukozalardan bulaşır. Kuluçka süresi bir hafta kadardır. Bunu eritematöz, papüler lezyonlar izler. Daha sonra veziküller ve frajil, kolayca kanayan, oldukça ağrılı (şankrdan farkı) ülserler ve LAP gelişir. Tedavisiz olgularda LAP’nin periadenit ile süpüre ve fistülize olması ayırıcı tanıda önemlidir.

Tanı: Fistül ve ülserlerden alınan materyal çukulatamsı agara ekilerek etken izolasyonu sağlanır. İndirekt tanı yöntemleri de kullanılabilir.

Tedavi: Tanı kesinleştikten sonra tedavisi 10 gün süreli eritromisindir. Ayrıca tek doz seftriakson ya da kinolon tedavisi de etkilidir.

Gırtlak (larings) kanseri

Hemen hemen herkes arada bir ses kısıklığından şikayet edebilir. Larenjit veya üşütmeden olan ses kısıklığı birkaç günde geçer.

Belirtiler:

- Ses kısıklığı,

- Yutma zorluğu ve acı,

- Boynunuzda şişme.

Ses kısıklığı birçok gırtlak rahatsızlıklarının belirtisi olabilir ama gırtlak kanserinin tek belirtisi budur. Gırtlak kanserlerinin çoğu ses tellerinde veya hançere (larnyx) de olur. Yutkunmada acı veya boyun şişmesi başka tür kanserlerin belirtisidir.

Sigara, püro veya pipo içenler içmeyenlere göre çok fazla risk taşırlar. Aynı şekilde alkol alanlarda da risk oranı yüksektir, içki ve sigara birlikte kullanılıyorsa risk daha da büyür.

Gırtlak kanserleri 60 yaş civarında en sık görülür. Erkeklerde kadınlara oranla daha fazladır. Sadece ses kısıklığından şikayet ediyorsanız, başkaca belirtiler yoksa ve kısıklık 2 haftada geçmezse doktora başvurun. Ayrıca boynunuzda şişme ve yutma zorluğu da birkaç hafta sürerse, doktorunuza başvurmalısınız.

Teşhis

Geniz eti (Adenoid hipertrofisi)

Bademcik ve Geniz Eti Nedir: Bademcikler (tonsil) ve geniz eti (adenoid), lenfoid doku denilen ve vücudun bağışıklık sisteminde rol oynayan organlardır. Tonsiller yutak girişinde, dil kökünün iki yanında yerleşmişlerdir. Adenoid ise nasofarinks adı verilen ve yutağın üst kısmında yani burun boşluğunun arka tarafında bulunurlar.

Görevleri Nedir: Tonsil ve adenoid lenfoid dokunun bir parçasıdır ve lenfositler içerirler. Bu lenfositler, vücudun bağışıklık sistemine yardımcı olan antikorları üretirler. Ancak tonsil ve adenoidlerin bağışıklık sistemindeki rolleri önemli oranda değildir ve çoğu zaman fonksiyonel değildirler. Bademcik ve geniz eti alınan kişilerde bağışıklıkla ilgili hiç bir olumsuz durumun olmaması da bunu göstermektedir.

Epiglottit (Epiglottis (gırtlak kapağı) iltihabı)

Genellikle çocuklarda (en sık 2-7 yaş arasında), daha az sıklıkta yetişkinlerde görülebilen, epiglottiste ödem ve inflamasyon ile karakterize, akut, ciddi, uygun şekilde tedavi edilmediğinde mortalitesi yüksek bir enfeksiyondur. Etken çocuklarda hemen daima Hemophilus influenzae tip b (Hib)’dir. Nadiren grup A, B ve C streptokoklar, Streptococcus pneumoniae, Klebsiella pneumoniae, Candida albicans, Staphylococcus aureus, Hemophilus parainfluenza, Neisseria meningitidis, varicella zoster ve çok sayıda diğer viruslar da etken olarak tarif edilmiştir. Yetişkinlerde de etken genellikle Hib’dir, ancak diğer mikroorganizmalar çocuklara göre daha sık görülür. Hib aşısının rutin kullanıldığı ülkelerde insidansı son derece azalmıştır.

Duyma kaybı

İşitme Azlığı KBB polikliniklerinde çok sık görülen bir şikayettir. Bazen sebebi çok basit olarak tesbit edilip kolayca tedavi edilebilmesine rağmen, bazen de sebebinin anlaşılabilmesi için çok sayıda tetkik yapılması gerekir.

İşitme Nasıl Oluşur: Dış ortamdan gelen ses dalgaları kulak kepçesi tarafından toplanarak dış kulak yolu boyunca kulak zarına iletilir. Kulak zarı; dış kulak ve orta kulağı birbirinden ayırır. Ses dalgalarının kulak zarında yaptığı titreşimler orta kulakta bulunan ve sırasıyla çekiç,örs ve üzengi olarak isimlendirilen kemikçiklerde hareket oluşturur. Bu kemikçikler kulak zarı ile iç kulak arasında irtibat oluştururlar. Yani kulak zarında oluşan titreşimleri iç kulağa iletirler. İç kulakta labirent adı verilen ve işitme ve dengeden sorumlu organ tarafından alınan ses dalgaları işitme siniri boyunca beyne iletilir. Beyin gelen ses dalgalarını analiz eder ve işitme fonksiyonu gerçekleşmiş olur.

Dudak ve ağız içi kanserleri

AĞIZ İÇİ KANSERLER

Ağız içi kanserlerine karşı kendinizi muayene edin.

* Eğer tütün ürünleri kullanıyorsanız,
* Çok miktarda alkol alıyorsanız,
* Devamlı güneş ışığıyla karşılaşıyorsanız,
* Yanak çiğneme ya da dudak ısırma gibi alışkanlıklarınız varsa,
* İyi oturmayan hareketli protezleriniz varsa,

Şunlara dikkat ediniz,

* Yüz boyun ve ağızdan iki hafta içinde geçmeyen yaralar,
* Dudakta, dişetlerinde yada ağız içi başka bölgelerde meydana gelen yumrular,
* Beyaz, kırmızı veya koyu renkte ağız içinde oluşan bölgesel renk farklılıkları,
* Ağız içinde tekrarlayan kanamalar,

* Hissizlik veya histe azalma ya da ağız veya boyun bölgesinde ağrı.

Bu muayeneyi şu şekilde yapabilirsiniz:

1- Kafa ve boyun:
Yüzünüze ve boynunuza aynada bakın yüzün sağ ve sol tarafları aynı şekle sahiptir. Yüzün ya da boynun bir tarafında simetriyi bozan şişlik ya da şekilsel bozukluk olup olmadığını kontrol edin.

2- Yüz:

Dış kulak (yolu) iltihabı (Otitis externa)

Yüzücü Kulağı diye de bilinir. Yüzücü kulağı (External otitis) dış kulak kanalının ısrarlı biçimde tahriş olması ve iltihaplanması halidir. Ayrıca bir enfeksiyon da bulunabilir. Kanalda cildin kat kat soyulması (egzama) gelişebilir. Egzamayı kaşırken cilt çatlar ve kulak kanalını bakteri ve mantar istila eder. Kirli suda yüzmek bu hastalığı kapmanın yollarından biridir. Kulak salgısı kanaldan temizlenmeye kalkışıldığında, cilt tahriş olur, kaşınır veya yırtılır. Bu da o kişinin en gözde "aletiyle" (toka vs.) kulağını daha fazla karıştırmasına sebep olur. Bir risk daha da vardır. 0 da kulak zarını delme olasılığıdır. Saç spreyleri ve saç boyaları da kulak kanalını tahriş edebilir. Dış otit yüzücü kulağı bazen mantardan kaynaklanır. Aspergillus niger en sık görülen mantardır. Belirtileri, urukkulosisle aynıdır. furunkulosis tekrar tekrar çıbanlar çıkması halidir ve kulak kanalındaki bir tüy kesesinin mikrop kapmasıyla başlar. Bu rahatsızlık sık sık tekrar eder Dış otit (yüzücü kulağı) genç yetişkinlerde görülür.

Belirtileri

- Dış kulak kanalının kaşınması

Burun travmaları ve kırığı

Burun,konumu gereği travmalara çok açık bir organdır. KBB pratiğinde,düşme, trafik kazası veya saldırı nedeniyle burun kırığı çok görülen bir durumdur.

Burun Kemiği Nasıl Bir Kemiktir: Burun sırtında elle yokladığımızda ele gelen burun kemiği sağ ve solda iki tane olmak üzere üstte alın kemiğine, yanlarda da üst çene kemiğine tutunan yassı ve düz kemiklerdir. Burun travmalarında kıkırdak kısımlar daha esnek olduğu için genellikle kemikte kırılma görülür.

Burun Kırığı Nasıl Oluşur: Yüze gelen travmalarda en çok hasar gören kemik burun kemiğidir. Burun kemiğine önden veya yandan darbe gelebilir. Kırılma daha çok yandan gelen darbeler sonucu olur. Burun kırığı bazen kemiğin yer değiştirmesine neden olmadan hafif bir çatlakla kendini göstermesine rağmen, şiddetli travmalarda kemikte çok parçalı ve çökmelerin olduğu kırıklar gelişebilir. Burun kırığı ile beraber diğer yüz kemiklerinde de kırıklar oluşabilir.

Anket

Sağlık sorunlarınız nedeni ile ne kadar sıklıkla hastaneye gidiyorsunuz:

Son yorumlar

İçeriği paylaş