try another color:
try another fontsize: 60% 70% 80% 90%
UzunHayat.Com

Beslenme

warning: Creating default object from empty value in /home/hayat/domains/uzunhayat.net/private_html/modules/taxonomy/taxonomy.pages.inc on line 33.

Yazın nasıl beslenmeliyiz?

Yaz aylarında tüketilen gıdalar hem yazı daha sağlıklı geçirmek hem de ideal kiloyu korumak açısından önemlidir. Ayrıca yaz aylarında tükettiğimiz meyve-sebzeler başta kanser, kalp ve sindirim sistemi hastalıklarının önlenmesinde, kan şekerinin düzenlenmesinde, kabızlığın engellenmesinde önemli rol oynamaktadır.

Yazın kalp hastalıklarının önlenmesinde çok önemli role sahip antioksidanlardan zengin meyve ve sebzelerin tüketilmesine de özen göstermeliyiz. Yeşil biber, maydanoz, çilek, erikte bol miktarda bulunan C vitamini, yumurta, süt ve türevleri, havuç, kayısı gibi besinlerde bulunan A vitamini ve tahin, kuru baklagil, fındık,

Gıda zehirlenmeleri yazın artıyor

Gıda zehirlenmeleri, bir mikroorganizma veya toksin ile bulaşmış besinin tüketiminin ardından ishal, bulantı, kusma, karın ağrıları, karında kramplar gibi sindirim sistemini ilgilendiren bulgular ile ortaya çıkıyor. Yiyecek ve içeceklerin saklama, hazırlama ve sunulma aşamalarında uygun sağlık şartlarının olmaması, besin zehirlenmelerinin yaşanmasında önemli faktörleri oluşturuyor.

Besinlerin hazırlanması sırasında temizlik kurallarına gereken özen gösterilmemesi besin zehirlenmelerine yol açıyor. Zehirlenmelerie çoğunlukla bakteri türü mikroorganizmalar yol açıyor. Bu bakteriler 5-70 derece arasında, en çok da oda ısısı ve üzerindeki derecelerde çoğalma eğilimi gösteriyor. Genellikle 5 derece ve altındaki derecelerde çoğalamazlar. Bu nedenle yaz aylarında besin zehirlenmelerinin görülme sıklığı artar. Yenilmemesi gereken bir bitki veya hayvanın yenmesi de besin zehirlenmesine sebep olabiliyor. Süt ve süt ürünleri, kremalı yiyecekler, tavuk mamulleri, mayonezli, yumurtalı yiyecekler, pişirilip uygun koşullarda saklanmayan etler, deniz ürünleri, bozulma riski en yüksek gıdalar arasında yer alıyor.

KORUNMAK İÇİN NE YAPMALI?

TAHILLAR SOFRANIZDAN EKSİK OLMASIN

Dört temel besin grubundan biri olan tahıllar, vücudun enerji ihtiyacının büyük çoğunluğunu karşılaması nedeniyle beslenmemizde önemli bir yere sahiptir. Önemli olan bu besin grubu içerisinde doğru seçimler yapmak, büyük ölçüde karmaşık karbonhidratları tercih etmektir. Bu gruptan yiyecek seçimi yaparken, kalorisi azaltılmış ve B grubu vitamin içeren diyet ürünler de tercih edilebilir, ancak bu ürünler kalorisiz olarak düşünülüp aşırı miktarlarda tüketilmemelidir.

Tahıl taneleri temel olarak yüksek posa, düşük yağ, yüzde 10-15 oranında protein, nişasta, B ve E vitaminleri, kalsiyum, magnezyum, potasyum, demir gibi mineraller ile elementler içermektedir. Ancak öğütme işlemi sırasında bu değerli besin beyazlaştırılarak maalesef en faydalı kısımları ziyan edilir.

Menopoz döneminde yiyin

Tam tahıl taneleri, hem pek çok kronik hastalığı önlediğinden, hem de zayıflama diyetlerinde tokluk hissi sağladığı için beslenmemizde sıklıkla kullanılmalıdır.

Tahılların özellikle mide ve kolon kanseri ne ve kardiyovasküler hastalıklara karşı koruyucu olduğu ispatlanmıştır.

Ayvanın Faydalarını Biliyor Musunuz?

Trakya Üniversitesi Tıp Fakültesi Halk Sağlığı Ana Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Faruk Yorulmaz, birçok hastalığa şifa olan ayvanın kalp, akciğer, boğaz, mide, göz, bağırsak ve ağız rahatsızlıklarının tedavisinde faydalı olduğunu söyledi.

Prof. Dr. Yorulmaz, ayvanın faydalarının çok eski çağlardan beri bilindiğini belirterek, “Romalılar parfümden, bala kadar her şey için ayvanın meyve ve çiçeklerini kullanmışlar” dedi.

Dünyada en fazla ayva üretimi yapan ülkeler içinde Türkiye’nin de bulunduğunu belirten Yorulmaz, şöyle konuştu:
“Bu mevsimde her yerde oldukça ucuz fiyata ve bol miktarda ayva bulmak mümkün. Ayvanın meyvesi gibi çekirdeği ve yaprakları da işe yaramakta boya ve kozmetik sanayinde, tıpta da ilaç yapımında kullanılmaktadır. Ayva, protein, şeker, organik asit, A, B2 ve C vitamini ve demir, bakır, potasyum gibi minerallerden zengin, tohumları ise yağ ve protein içermektedir.

AYVANIN FAYDALARI

Ayvanın birçok rahatsızlığın giderilmesi ve korunmasında etkin olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Yorulmaz, şu bilgileri verdi.

Beslenmeyi bilmiyor, haplardan medet umuyoruz

Uzmanlara göre normal durumlarda insanlarda vitamin-mineral eksikliği olmuyor. Savaş, kıtlık gibi olağanüstü durumlar dışında... Ülkemizde ise besin destek ürünleri olarak satılan bu haplar "ben kullandım çok iyi geldi, sen de kullanmalısın" tavsiyeleri çoktan doktor kontrollerinin önüne geçti. Oysa kontrolsüz kullanılan bu tür ilaçlar ciddi sorunlara yol açabiliyor. Son yıllarda hemen herkes besin destek ürünleri, besin takviyeleri ile vitamin-mineral haplarını konuşuyor. Bu ilaçların kullanımı giderek artıyor; üstelik bir iki tane değil, günde beşin üzerinde ilaç alanlar var. Komşudan komşuya “Ben kullandım çok iyi geldi, mutlaka sen de kullanmalısın” tavsiyeleri doktor kontrollerinin önüne geçti. Ama bunun ne kadar sakıncalı olduğunu, yapılan araştırmalar ortaya çıkardı. Bu destek haplarının kontrolsüz kullanımı kişilerde ciddi rahatsızlıklar da meydana getirmeye başladı. Mesela A vitamini içeren hapların gereksiz ve fazla kullanımının karaciğer hastalıklarına, kalsiyum haplarının fazla kullanımının da prostat kanserine davetiye çıkardığını uzmanlar onaylıyor.

Tereyağı ve Margarin Arasındaki Farklar

Yüzyıllardır insanlar tarafından doğal olarak üretilen ve dedelerimizin vazgeçilmez besinlerinden olan tereyağının kullanımı son 50 yılda önemli derecede azaldı: bunun en önemli nedeni margarinlerin yaygınlaşması ve daha ucuz bir şekilde tüketiciye sunulması. Oysa tereyağı ile margarinin arasında fiyat farkı ile ölçülemeyecek farklar var:

MARGARİNİN ZARARLARI

Her ikisi de hemen hemen ayni kaloriye sahiptir.

Margarinde yağ asitleri çok yüksektir.

Margarin Koroner kalp hastalığı riskini üçe katlar.

Toplam kolesterolü ve LDL yi yükseltir (kötü kolesterol)

HDL yi düşürür (iyi kolesterol)

Kanser riskini beş katına çıkarır.

Fizik ve Ruh Haliniz Beslenmenizle Yakından İlişkili

Halsizlik, yorgunluk, unutkanlık hemen hemen herkesin müzdarip olduğu sorunlardır. Peki bunun nedeninin vücudun ihtiyacı olan vitamin ve mineralleri yeterince almanıza bağlı olabileceğini hiç düşünmüş müydünüz?

Vitamin ve mineral yetersizliğinin vücut dengesini bozuyor. Etkilerini şöyle sıralıyabiliriz.

Enerji ve protein yetersizliği: Beden hareketlerinde yavaşlama, zihin bulanıklığı,

B grubu vitaminlerinin yetersizliği: Duyarlılık, baş ağrısı, uykusuzluk, unutkanlık ve ileri hallerde depresyon,

C vitamini yetersizliği: Yorgunluk, halsizlik, içe kapanıklık,

Demir yetmezliği: Anemi, yorgunluk, halsizlik, baş ağrısı,

Kalsiyum yetmezliği: Baş dönmesi, tansiyon değişmesi,

DOMATESİ NASIL BİLİRSİNİZ?

Günümüzde kanser, kalp-damar hastalıkları ve şeker hastalığı tüm ölümler içerisinde önemli bir yer tutmaktadır. Genetik (ırsi) faktörler ve ilerleyen yaşın yanında hareketsiz yaşam tarzı ve yemek kültürü önemli risk faktörleri olarak karşımıza çıkmaktadır. Tüm kanserlerin yaklaşık %50’sinin diyetle ilişkili olduğu artık kesindir. Ayrıca damar sertliği, şeker hastalığı ve yüksek tansiyon da yemek kültürü ile yakından ilişkilidir.

Bu ilişkinin temelinde herkesin bir derece malumu olan oksidan maddelerin vücutta neden olduğu zararlar ve başta hücrenin çekirdeği olmak üzere pekçok yerinde kalıcı hasara neden olmasıdır. Bu hasarın zaman içerisinde birikmesi ile yukarıda bahsettiğimiz hastalıklar ortaya çıkmaktadır. Antioksidan olarak bilinen moleküller, hasarın azaltılması ve tamiri için bize yardımcı olan önemli maddelerdir. Artık herkes bir şekilde aldığı antioksidan miktarını artırmakta ve yeni antioksidan kaynakları araştırmaktadır. Aslında bu arayışlarımız çok yakınımızda olanları görmemize engel olmaktadır. Bunlardan bir tanesi de “kendine özgü bir mucize” olan domatestir. Domates, özellikle likopen denen güçlü antioksidandan son derece zengin bir bitkidir.

Likopen nedir?

BEYNE ZARARLI BESİNLER

Zihin Sağlığı Vakfı nın araştırmasına göre, yararlı yağların, vitamin ve minerallerin eksik alınması ile fast food tarzı beslenme, depresyon, Alzheimer ve şizofreniye neden oluyor.

İngiltere de yapılan bir araştırma, son zamanlarda halkın beslenme tarzındaki değişikliklerin zihin sağlığı üzerinde olumsuz sonuçlara yol açtığını gösterdi. Sustain adlı örgüt ile Zihin Sağlığı Vakfı nca desteklenen araştırmanın sonuçlarına göre, fast food tarzı beslenme ile yararlı yağların, vitamin ve minerallerin eksikliği depresyon, Alzheimer ve şizofreni ile doğrudan ilişkili.

Araştırmacılardan Courtney Van de Weyer, "Vücudu iyi beslemek, zihni de iyi beslemek anlamına geliyor" dedi. Araştırmaya göre, yemlerde kullanılan katkı maddeleri ve tarım ilaçları, hayvan organizmasında değişikliğe yol açıyor. Bu nedenle de insanlar, omega 6 adlı yağ asidini, omega 3 ten çok daha fazla tüketir hale geliyor. Bu dengesizliğe vitamin ve mineral eksikliği de eklenince, depresyon ve hafıza sorunları ortaya çıkıyor. Araştırma raporunda, beslenme tarzında aminoasitlere, özellikle de balık tüketimine daha fazla yer verilmesi gerektiği belirtiliyor.

Hangi Sebze Hangi Mevsimde Yenir?

Günümüzde tarım ve teknolojide yaşanan gelişmeler sayesinde hemen her mevsimde bütün sebze ve meyvelere ulaşma imkanımız var. Ancak bu sağlıklı bir beslenme şekli mi?

Yüzlerce yıl önce İbn-i Sina: sebze ve meyveyi mevsiminde yiyin, şeklinde bir öneride bulunmuş. Bunun önemi, ürünlerin doğallığının değeri günümüzde yeni/yeniden keşfedilir.

Peki... sebzelerin doğal olarak yetiştiği aylar hangisi ve hangi mevsimde ne yemeliyiz?

SEBZELER

BAMYA: Haziran - Temmuz - Ağustos

BARBUNYA: Nisan - Mayıs - Haziran

BEYAZ LAHANA: Kasım - Aralık - Ocak - Şubat

BEZELYE: Nisan Mayıs - Haziran

BROKOLİ: Ocak - Şubat - Mart

CARLİSTON BİBER ve DOLMALIK BİBER: Haziran - Temmuz - Ağustos - Eylül

BESİNLERİN BEYİN FONKSİYONLARI ÜZERİNDE ETKİLERİ

Beynimiz vücudumuzun küçük bir bölümünü oluştursa da, yiyeceklerle alınan enerjinin yüzde yirmisini harcar. Belirli yiyecekler algılama yeteneğimizi arttırır, daha verimli yapar, daha hızlı düşünmemizi ve dikkatimizi daha iyi vermemizi sağlar. Ancak bu besinleri ilaç gibi sadece belirli zamanlarda almamalı, yaşamımızın bir parçası haline getirmeliyiz.

BELLEK

HAVUÇ: Hatırlama yeteneğimizi arttırır, çünkü havuç beyin metabolizmasını canlandırır. Bir şey ezberlerken bir ufak tabak sıvı yağlı havuç salatası yiyin.

ANANAS: Tiyatro sanatçılarının ve müzisyenlerin ihtiyacı olan bir meyvedir. Örneğin uzun bir metin ezberleyebilmek için fazla miktarda C vitaminine ihtiyaç vardır. Ayrıca önemli bir eser halinde element olan mangan içerir.

AVOKADO: Kısa süreli bellek içindir (Örneğin alışveriş listesini yaparken). Fazla miktarda yağ asidi içerir. Yarım avokado yeterlidir.

Kara Üzüm Çekirdeği

Antioksidan olan üzüm çekirdeği vücudu, kendi içinde oluşan ya da dış kaynaklı serbest oksijen radikallerinden ve diğer radikallerden korur. Üzüm çekirdeğinin antioksidan özellikleri çok tanınmış antioksidan vitaminler olan C vitamininden 20 kat, E vitamininden ise 50 kat daha üstündür.

Doğal yolla üre(til)miş meyveler, sebzeler ve otlar sağlığımız için son derece yararlıdır. Üzüm çekirdeği de bunlardan biridir. Fakat beslenme bir bütündür. Sadece üzüm çekirdeği, yeşil çay, kuş burnu gibi iki üç gıdayı yemek, buna karşılık beslenmenin diğer unsurlarına dikkat etmemek ile kendinizi kurtaramazsınız. Sağlıklı bir yaşam için her mevsimin meyve, sebze ve otunu dönüşümlü olarak yiyin, un ve şekerden mamul gıdaları diğer rafine ya da paketlenmiş yiyecekleri iyice azaltın; suni yemle beslenmemiş hayvanların et, süt ve yumurtasını tüketin.

Üzüm çekirdeği hülasası (özütü) nedir?

KALBİNİZLE DOST YİYECEKLER

Kalp sağlığının günlük hayatta yenilen yemeklerle yakın ilişkili olduğunu belirten uzmanlar, balık, soya, siyah susam, yulaf, ıspanak, havuç ve yeşil çayın kandaki yağı temizleme ve kalp damarlarını koruma işlevlerine sahip olduğunu bildirdi.

Kalp hastalıkları son yıllarda ölüm nedeni olarak ilk sıraya yerleşince, kalbi korumak herkesin ilgi gösterdiği bir konu haline geldi. Uzmanlar, doymamış yağ asidi, A vitamini ve folik asit içeren yemeklerin kandaki yağı temizleme ve kalp damarlarını koruma işlevlerine sahip olduğunu belirterek, kalbe yararlı 7 yemeği şöyle sıralıyor:

Balık: Özellikle deniz balıklarının içerdiği yağ ve doymuş yağ asidi diğer etlere göre daha düşük. Deniz balıklarında bulunan Omega-3 yağ asidi, felç riskini de düşürür. Bu da, deniz ürünlerini çok tüketen bir ülkede felç oranının düşük olmasının nedenlerinden biridir.

Soya: İnsan vücudunun ihtiyaç duyduğu amino asit ve doymamış yağ asidi içeren soya, vücuttaki yağ ve kolesterolün emilmesini hızlandırarak, kalp damarlarının açılmasını sağlar.

STRESİN EN İYİ İLACI: SİYAH ÇAY

Yapılan araştırma sonuçlarına göre, günlük bir bardak siyah çayın, stresle başa çıkmak için birebir olduğu belirlendi. Bilim adamlarının son yaptığı araştırmaya göre siyah çay, vücuttaki stres hormonları seviyesinde doğrudan etki yapıyor. Psychopharmacology isimli sağlık dergisinde yayınlanan sonuçlar, siyah çay içenlerin stresten çok daha çabuk arınabildiğini ortaya koydu.

İngiltere de bulunan University College London da yapılan araştırmalar sonucu, siyah çayın insanlar üzerinde anti-stres etkisi bulunduğu bildirildi. Bilim adamlarının yaptığı incelemelere göre siyah çay, vücuttaki stres hormonlarının seviyesi üzerinde doğrudan etki gösteriyor. Araştırmaya katılanlar içinde, 6 hafta boyunca günde 4 kez çay içenlerin kanlarında bulunan cortisol isimli stres hormonu seviyelerinin, stresli geçen etkinliklerin ardından ölçüldüğü ve oldukça stres hormonunun beklenenin daha altında olduğu görüldü.

Hastalıklar ve Beslenme Alışkanlıklarımız

Günümüzde ortaya çıkan ve önemi günden güne artan bir tıp dalı olan koruyucu hekimlik, insanları hastalıklardan korunmaları konusunda desteklemeye çalışıyor. Sağlıklı beslenme de hastalıklardan korunmanın önemli bir yolu. Çünkü beslenmeyle hastalıklar arasında doğrudan bir ilişki mevcut.

Toplumumuzun çok sık rastladığı şeker hastalığını ele alalım. Bu hastalık vücudun şeker kullanımındaki bozuklukla ortaya çıkar. O zaman 'çok şeker ve tatlı yersem şeker hastalığı yapar mı?' diye düşünebiliriz. Bu soruya kısmen 'evet' cevabını verebiliriz. Çünkü şeker hastalığı ırsî olarak ortaya çıktığı gibi, yanlış beslenmeden dolayı da ortaya çıkabiliyor. Şeker hastalığı iki şekilde meydana gelir: Ya kanda şeker yükselir ya da kanda şeker düşer. Tabii ki şeker hastalığının ilaçla tedavi edilmesi kaçınılmaz. Ama ilaçla beraber uygun bir diyetin yapılması da önemli. Diyette de şunlara dikkat edilmesi lazım.

-Yüksek kalorili hamur işlerinden, tatlılardan, meşrubat, kuru yemiş ve yağlı yemeklerden mümkün olduğunca uzak durup, taze sebze alımı yapılmalı,

-saf şekerler (şeker, şekerleme, tatlılar, pekmez, bal)'den kaçınmalı.

Anket

Sağlık sorunlarınız nedeni ile ne kadar sıklıkla hastaneye gidiyorsunuz:

Son yorumlar

İçeriği paylaş