try another color:
try another fontsize: 60% 70% 80% 90%
UzunHayat.Com

Fast Food'un Kanlı Mutfağı

Size ‘hoş geldiniz’ diyor nazikçe, hangi menüyü istediğinizi soruyor, arkasındaki duvarda, ayın en iyi elemanları tabelası var, menünüzü söylüyorsunuz, içeri sesleniyor

“Hakan bey bir big menü”, “Tatlı da ister misiniz?” sorusuna “hayır” diyorsunuz, ödemenizi yapıyorsunuz, fişinizi elinize veriyor, bir dakika sonra ise susamlı hamburger ekmeğinin arasında marul ve turşunun altında kocaman köfteyle, altın renkli patateslerin yan yana durduğu tepsiyi el çabukluğuyla önünüze koyuyor. Patatesler uzun, ince ve asla evde yaptıklarınıza benzemeyen bir lezzette. Kocaman karton bardakta ise buzlu kola. Tepsiyi kaptığınız gibi ferah ve iç açıcı mekanda Nike ve Levi’s tişörtleri giyen gençler ile çocuklarına oyuncaklı çocuk menüsünü yedirmeye çalışan anneler arasında bulabildiğiniz boş bir masaya oturuyorsunuz. İlk iş olarak ketçap ve mayonezinizi açıyor, bir patates alıyor ve ketçaba batırıyorsunuz. Çok iştah açıcı değil mi? Peki o altın sarısı patates kızartmalarının sırrı nedir? Ya da hamburger köftelerinin. Şimdi size patatesin sırrını ve köftenin lezzetini anlatan bir kitaptan söz edeceğiz.

Amerikalı araştırmacı-gazeteci Erik Schlosser yazdığı, “Hamburger Cumhuriyeti” kitabına “O yediklerinizin, yediğinizi sandığınız şeyler olduğunu mu sanıyorsunuz?” sorusuyla başlıyor. Bu konuda daha çok Amerikan karşıtı çevrelerin dile getirdiği birçok şehir efsanesi duymuşsunuzdur. Schlosser’in araştırmalarına dayanarak yazdıkları şehir efsanelerini sollar cinsten. Fast food restoranlarının mutfağına buyurun!..

Et aromalı patates kızartması

McDonald’s patates kızartmalarının tadının eskiden herkes tarafından methedildiğini söyleyen Schlosser, sırrının kızartmanın pişirme yağında olduğunu söylüyor. 1990’lara kadar McDonald’s ve fast foodlarda patatesler; yüzde 7 pamuk yağı, yüzde 93 sığır donyağından oluşan karışımda kızartılıyordu. Yapılan itirazlar üzerine 90’larda saf bitkisel yağa geçildi. Ama bu geçiş şirketi donyağı kullanmadan hafif et aromasına sahip patates kızartmaları yapmak gibi büyük bir zorlukla karşı karşıya bıraktı. Ve bu sorunu aroma endüstrisinin sayesinde çözdü. Yazara göre işin sırrı da burada zaten. Fast foodlarda satılan yiyecekler hep dondurulmuş ve yiyecekleri dondurma lezzetlerinin neredeyse tamamen kaybolmasına sebep oluyor. Kaybolan lezzetler ise “doğal aroma”larla sağlanıyor. Yazar; “Dondurulmuş yemeğinizin tadının belirlenmesinde kullanılan temel bilimsel yöntem, tıraş kreminizin kokusu üretilirken kullanılandan farklı değil.” diyor.

Yamyam sığırlar

Dev fast food sektörünün et ihtiyacını karşılamak için de dev sığır çiftlikleri gerekiyor. Sığırların yetiştirildiği çiftlikleri, mezbahaları gezen yazara bırakıyoruz sözü: “ABD’deki sığırların yüzde 75’i düzenli olarak, koyun ve sığır ölülerinin artıklarından üretilen yemlerle besleniyordu. Tahıl fiyatlarının artması çiftçileri daha ucuz sığır yemlerine özellikle de yüksek protein içeren yemlere yönlendirdi. Sığırlara her yıl hayvan barınaklarından milyonlarcası satın alınan kedi ve köpek ölüleri de yediriliyordu. 1997’den sonra gıda ve ilaç dairesi (FDA) Biritanya’da deli dana hastalığının çıkmasından sonra yasaklandı. Ama mevcut FDA düzenlemeleri at, domuz ve kümes hayvanlarının da sığır ölüleriyle beslenmelerine izin veriyor. Sığır yemlerine sığır kanı karıştırılıyor. Tavuk çiftliklerinin atıkları, örneğin pisliği emmesi için yere yayılan talaş ve gazete kağıtları da sığırlara yediriliyor.” Sonuçta ise bunların etini yiyen sağlıksız ve obez nesiller oluşuyor. Yazar 2000 yılından itibaren fast food sektörünün gerilediğini, son bir yılda müşterilerinin hiç artmadığını söylüyor. Gelecek nesillerin 40 yıl içinde 400 bin yıllık yemek alışkanlıklarını altüst eden fast food kültürü üzerine araştırmalar yaptıkça dehşete kapılacaklar, diyor. Bu iş gelecek nesillere kalmayacak gibi gözüküyor. Zira Metis Yayınları’ndan çıkan kitap birçok dile çevrildi ve yayınlandığı ülkelerde geniş yankı uyandırdı.

ZAMAN GAZETESİ

Anket

Sağlık sorunlarınız nedeni ile ne kadar sıklıkla hastaneye gidiyorsunuz:

Son yorumlar