try another color:
try another fontsize: 60% 70% 80% 90%
UzunHayat.Com

şifa

warning: Creating default object from empty value in /home/hayat/domains/uzunhayat.net/private_html/modules/taxonomy/taxonomy.pages.inc on line 33.

Suya bakarken Müslüman olan profesör

Hidroloji (su ile ilgili bilim) sahasında Japon uyruklu sahasının söz sahibi profesör bir âlim var. Çalışmaları neticesinde Müslüman olmuş bir âlim, faziletli insan.

Bu zat bir hidrolog, suyu araştıran bir adam.

Suyun içinde çok nimetler var. Saymaya kalkın bu nimetleri; “sayamazsınız” diyor yüce Rabbimiz.

Japonya’da dünyanın en kıymetli bir ekmeği var. Japonlar yapıyor bu ekmeği. Ekmeğin % 20’si protein (yani et), % 80’ninde diğer maddeler olan bir ekmek. Bu ekmek, dünyanın en kıymetli ekmeği. “Deniz yosunu”ndan yapıyorlar.

Denizlerdeki yiyecekler topraktan daha fazla yeterlidir. Deniz mahsulleri, deniz mamulleri deniyor bunlara.

İlim adamları okyanuslarda 800 metreye indiklerinde birtakım balıklara rastlamışlar. O balıkların kafalarında 800 volt ışık saçan lâmbalar var. Etrafa ışık saçıyorlar. Lambalı balıklar.

Şu görülüyor: Denizlerdeki mahlukat dünya nüfusunun 1,5 kat daha fazlasını doyuracak gıda taşıyor. Bilineni bu kadar, hakikatı Allah (c.c.) bilir.

Muhtaç Olduğumuz Bir Nimet

“Bilmiş olunuz ki, dünya ve ahirette içeceklerin en güzeli, en iyisi su’dur” beyanında bulunan Peygamberimiz Efendimiz (s.a.v.) su’yun ne büyük bir nimet olduğunu bildirmiştir. (Hâkim, eşribe c/4. sf: 138)

Dünya hayatımızda varlığımızı sürdürebilmemiz için, Rabb’ımız Teâlâ hazretlerinin bizlere ihsan ettiği su nimetinin önemini görmezden, bilmezden gelmemiz Allah’ımıza karşı ihanet olur. Su, bütün canlılar için hayat kaynağıdır.

Kur’ân-ı Kerim’de:

“Bizler canlıyı sudan yarattık” (Enbiya: 30)

“Size tohumlar, bitkiler; ağaçları sarmaş dolaş olmuş bağlar ve bahçeler yetiştirmek için üstüste yığılıp sıkışan bulutlardan şarıl şarıl akan sular indirdik.” (Nebe: 14-16) buyurulmuştur.

Bu âyetler suyun canlılar için ne kadar kıymet biçilmez bir nimet olduğunu bildirir. Dikkat edilirse bütün canlıların hammaddesinin su olduğuna dikkat çekilmiştir.

Sürekli temas halinde bulunduğumuzdan olacak ki, suyu çok iyi tanıdığımızı zannederiz. Oysa su öylesine bir nimettir ki, diğer maddelere göre enteresan değişiklikler gösterir.

Sağlıklı toplum, sağlıklı hayat

Hayatımız bereketlensin, yaşantımızın hazzını alalım diyorsak şu hadis-i şerifi çok dikkatli bir hassasiyetle okuyalım.

Peygamberimiz Efendimiz aleyhisselât-u vesselam buyurdu ki:

“Sizden her kim:

* Vücutça sağlıklı,

* Nefsinden, malından korkusuz ve huzurlu,

* Günlük yiyeceği de yanında olarak sabahlarsa, sanki dünyanın bütün nimetleri, kendisinde toplanmış gibi olur.” (Tirmizi. Zühd. H. No: 2346. İbni Mâce H. No: 4141)

Sağlık, gizli bir hazinedir. Hz. Dâvud aleyhisselamın şu hikmetli sözü ne kadar da mânidardır. Der ki: “Bir saatlik üzüntü, insanı, bir sene yaşamış gibi kocaltır.”

İnsanın nefsinden, malından korkusuz olması için akıl, can, din, nesil ve mal emniyetinin olması gerekir. Ancak toplumumuzda bunlardan hiçbirimiz emniyet ve eminlik içinde değiliz. Herşey insanı hasta etmek üzere plânlanmış, dolayısıyla aklımıza kastediliyor.

Canımız ne tür bir saldırıya uğrayacak, tedirgin tedirgin bekliyoruz. Yaşadığımız toplumda insanların inanma hürriyetleri var ama inandıklarını yaşama hürriyetleri, Müslümanlığa inanıyorlarsa kesinlikle yok.

Sıhhat ve Afiyette Olasınız

Peygamberimizin şu hadis-i şerifini kimbilir kaç yüz defa okumuş ve duymuşsunuzdur. Bütün bu okuma ve duymaların sizde bir etki yapıp yapmadığını hele bir düşünün bakalım.Bir şey yok, değil mi? Şayet böyle ise kusura bakmayın ama bu halde olanlardan ne köy olur ne de kasaba.

Hadi önce hadis-i şerifi okuyalım:

“Beşi, beş şeyden önce ganimet bil:

1-İhtiyarlamadan önce zenginliğin,

2- Hastalanmadan önce sıhhatin,

3-Fakirleşmeden önce varlığın,

4-Meşguliyetten önce boş vaktinin,

5-Ölmeden önce hayatının kıymetini bil...”

Bu hadisten bir madde alalım ve onun üzerinde duralım.

Hastalanmadan önce sıhhatinin kıymetini bilen var mı? Her birerlerimize soruyorum: Hangimiz biliyoruz?

Zaten sağlığımızın kıymetini bilip bilmediğimizi hastahane kliniklerinde uzayan kuyruklar, kuyruk sırasına girebilmek için geceden koşturmalar gösteriyor.

Allah ve Rasulü’nün emirlerini tutmayanın hali işte böyle olur.

Sağlık, sağlıklı olanların başında bir taç’tır. Ama o taç’ı hastalardan başkası göremez.

Üzüm çekirdegi deyip geçmeyin

Üzüm çekirdegi bilinen en güçlü antioksidan. E vitamininden 50, C vitamininden 20 kat güçlü. Vücuda sigara vb. maddeler veya kirli havayla giren zararli maddeleri etkisizlestiriyor.

Üzüm çekirdeginin tespit edilebilmis en güçlü antioksidan oldugu, bunun yaninda insan sagligi açisindan birçok faydali madde içerdigi ortaya çikti. Ege Üniversitesi Ilaç Gelistirme ve Farmakokinetik Arastirma Uygulama Merkezi Müdür Yardimcisi Prof. Dr. Ulvi Zeybek, üzüm çekirdeginin degerinin yeterince bilinmedigini kaydetti.

Üzüm çekirdeginin basta gelen özelligini ''güçlü bir antioksidan'' olarak anlatan Prof. Dr. Zeybek, su bilgileri verdi: ''Üzüm çekirdegi tespit edilebilmis en güçlü antioksidandir. E vitamininden 50, C vitamininden 20 kat daha güçlüdür. Antioksidan özelligi ile vücudumuzda kimyasal reaksiyonlar sonucu olusan veya disardan sigara, alkol veya kirli havayla alinan zararli maddeleri (serbest radikalleri) etkisiz hale getirir. Serbest radikallerin nötralize edilmesini saglar.''

Her zaman abdestli olmaya var mısınız?

Sıkılıyoruz, bunalıyoruz ve kurtulmak için çareler arıyoruz. Halbuki “Mutluluk Kitabı” başucumuzda; lakin ona uzanmaktan aciz kalmışız.

Peygamber Efendimiz (sas), sıkıntı anlarında, öfkeli zamanlarında ümmetine kurtuluş reçetesi sunmuş: Abdest almak. Bu çağrıya bazı sahabiler, alimler, Osmanlı padişahları öylesine uymuş ki, abdestsiz iş yapmaz, adım atmaz olmuşlar. Cennet ayakları altına serilen anneler dahi uymuş bu güzel tavsiyeye. Hatta içlerinden çocuklarını abdestsiz olarak bir kere bile emzirmeyenler çıkmış. Onların bu hassasiyetleri hep yüce ruhlu insanları dünyaya getirmelerine vesile olmuş.

Peygamberimiz (sas)’in, ümmetini devamlı abdestli olmaya teşvik eden pek çok hadislerinden iki tanesi şöyledir: “... İç ve dış temizliği tam yaparak devamlı abdestli olmaya ancak mü’min riayet eder.”, “Kim abdestli olduğu halde abdest tazelerse, Allah (cc), bu sebeple ona on misli sevap yazar.”

Bal ve Faydaları

Cenab-i Hakk, Kur´an-i kerimde mealen: "Rabbin bal arisina da söyle ilham etti. Daglardan, agaclardan ve (insanlarin kuracaklari) cardaklardan göz göz evler edin. Sonra meyvelerin hepsinden ye de rabbinin müyesser kildigi yollara koy iclerinden renkleri muhtelif bir icecek cikar ki onda insanlar icin bir sifa vardir. Süphesiz ki bunda tefekkür eden bir kavim icin elbette bir ibret vardir." buyurmustur. (Sure-i Nahl, 68-69)

Bal, eski caglardan itibaren kuvvetlendirici, tedavi edici ve tadlandirici olarak kullanila gelmistir. Niketim Hipokrat, balin kesiklere, cipanlara, apselere, yaniklara iyi geldigini söylemistir.

Balin bazi faydalari:

* Bal, soguk suyla karistirilip icilirse ishali durdurur.

* Sicak suyla karistirilip icilirse kabizligi giderir.

* Bal sicak icildigi zaman 7, soguk icildigi zaman 20 dakikada kana karisir, kani temizler, vücuda enerji verir. Ihtiva ettigi serbest sekerlerden dolayi beynin calismasini kolaylastirir.

* Beslenmeden dogan bazi eksikliklerde, kemik hastaliklarinin tedavisinde cok faydalidir.

* Soguktan gelen bütün hastaliklara karsi sifadir.

* Altini islatan cocuklarin 1-2 ay bal yemege devam etmesi faydalidir.

Besmele mikroskopla incelendi

'İslam'a göre hayvanı besmele ile kesmek neden şarttır' sorusundan hareket eden bilim adamları, besmeleli ve besmelesiz kesilen etleri inceledi. İşte sonuç:

Halka ve Olaylara yazarı Osman Özsoy köşesinde kaleme aldığı Kurban ve Besmele konusunda çarpıcı tespitlerde bulundu.

"Besmeleli etlerde her hangi bir mikroba rastlanmıyor, Besmelesiz etlerin teşhisinde ise, sürekli çoğalan, büyük ölçüde zararlı mikrop ve bakteriler tespit ediliyor" İşte Osman Özsoy'un konu ile ilgili çarpıcı yazısı:

Kurban ve Besmele

Kurban kesimi konusunda okuduğum ilginç bir araştırmanın sonuçlarını sizlerle paylaşmak için, uzun zamandır bekliyordum. Nitekim o gün geldi çattı. 2 gün sonra bayram. İmkanı olan Müslümanlar Perşembe günü kurbanlarını kesecekler. Gelelim ilginizi çekeceğini düşündüğüm araştırmaya.

Izmir-Balçova'daki 2500 yıllik kaplicalar

Tarihte Agamemnon Kaplıcaları olarak bilinen ve 2500 yıldır insanlık için şifa kaynağı olan Balçova Termal Tesisleri, bünyesindeki fizik tedavi ve rehabilitasyon merkeziyle yılda 5 bin yabancı, 80 bin yerli olmak üzere yaklaşık 85 bin kişiye şifa veriyor. Sağlık turizmi açısından Türkiye'de bu işi yapan ilk ve tek merkez olan tesisler, Türkiye ekonomisine de yıllık yaklaşık 15 milyon YTL'ye yakın katkı sağlıyor.

Anket

Sağlık sorunlarınız nedeni ile ne kadar sıklıkla hastaneye gidiyorsunuz:

Son yorumlar

İçeriği paylaş